Beyni sessizce yaşlandıran nedenler

Haber gorseli

Günümüzde pek çok kişi geç yatıp, uykusunu alamıyor… Kahvaltı yerine şekerli bir kahveyle yetiniyor. Ara öğünlerde şekerli yiyecekler, kraker, cips gibi abue cuburlara yöneliyor. Saatlerce bilgisayar ve televizyon karşısında oturuyor.

Bu alışkanlıkların birkaçı beyne uzun vadede zarar verdiğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz ‘’Asıl sorun, küçük görünen bu seçimlerin yıllar boyunca üst üste birikmesidir. Beyin yaşlanması çoğu zaman büyük bir olayla değil, sessiz tekrarlarla hızlanır’’ dedi ve bu yıpratıcı alışkanlıkların beyne etkilerini şöyle sıraladı:

Prof. Dr. Derya Uludüz

Kısa uyku hafızayı zayıflatır

Bir gece az uyuduğumuzda ertesi gün dikkatimizi toplamakta zorlanırız, daha çabuk sinirleniriz ve daha fazla şekerli yiyecek isteriz. Bu durum ara sıra yaşandığında, vücut çoğunlukla toparlanır. Ancak altı saat ve altında uyumak alışkanlığa dönüştüğünde, hafıza, öğrenme, kan şekeri dengesi ve damar sağlığı bundan etkilenir. Çoğu yetişkin için hedef, mümkün olduğunca benzer saatlerde 7 ila 9 saatlik bir uyku düzeni kurmaktır..

Aşırı şeker damarsal riskleri artırır

Özellikle şekerli içecekler, aromalı kahveler, paketli tatlılar ve gün boyu tekrarlanan atıştırmalar kan şekerini hızla yükseltip düşürür. Zamanla insülin direnci, diyabet ve damar hasarı için uygun bir zemin oluşabilir. Dolayısıyla öğleden sonra enerjiniz düştüğünde bisküvi ve şekerli kahve yerine yoğurt, birkaç çiğ kuruyemiş veya meyvenin yanına küçük bir protein kaynağı eklemek daha dengeli bir seçenek olabilir.

SAĞLIKSIZ BESİNLER

Kahvaltıyı atlayan herkesin beyninin hızla yaşlandığını söylemek bilimsel olmaz. Sorun, kahvaltıyı atlayıp öğlene kadar yalnızca şekerli kahveyle dayanmak ve ardından aşırı açlıkla hamur işi ya da tatlılara yönelmektir. Kahvaltı yapılıyorsa poğaça ve şekerli gevrek yerine yumurta, yoğurt, sebze, tam tahıl ve kuruyemiş gibi protein ve lif içeren seçenekler daha sağlıklıdır ve uzun süre tok tutar. Kahvaltı yapılmıyorsa, günün ilk öğünü yine aynı besleyici dengeyi taşımalıdır.

Hareketsiz yaşam bilişsel rezervi azaltır

Beynin ihtiyacı her gün bulmaca çözmekten ibaret değildir. Yeni bir yemek öğrenmek, farklı bir yoldan yürümek, bir müzik aletine başlamak, arkadaşlarla sohbet etmek, okumak, bahçeyle ilgilenmek veya yeni bir beceri edinmek de bilişsel rezervi destekler. Televizyon izlerken her 30 ile 45 dakikada bir ayağa kalkmak bile pasif geçirilen süreyi bölmek için iyi bir başlangıçtır.

Bir an önce harekete geçin

– İşe sabah tansiyonunuzu ölçüp sonucu not alarak başlayabilirsiniz.

– Gün içinde şekerli bir içeceği suyla değiştirebilir, öğle yemeğinden sonra 10 dakika yürüyebilir ve televizyon karşısında geçen süreyi yarım saat azaltabilirsiniz.

– Akşam ise yatağa her zamankinden 30 dakika erken girmek, beyninize vereceğiniz en basit hediyelerden biridir.

– Bu geceden itibaren biraz daha iyi uyuyun, yarın biraz daha fazla hareket edin ve ihmal ettiğiniz bir sağlık sorununu ertelemeyin. Uzun ve sağlıklı bir yaşam çoğu zaman büyük sıçramalarla değil, doğru yönde atılan küçük ama ısrarlı adımlarla kurulur.

BEYİN SAĞLIĞI

D vitamini eksikliği zihni de etkiler

Düşük D vitamini düzeyleri bilişsel sorunlarla ilişkilendirilse de, gereksiz yüksek doz takviyesi beyni gençleştirmez. Risk grubunda olanların düzeyini ölçtürmesi ve gerçek bir eksiklik varsa hekim önerisiyle tamamlaması en doğru yoldur.

Sürekli gürültü ve işitme kaybı beyni zorlar

Gürültüsinir sistemini uyarabilir, uykuyu bölebilir, stresi ve tansiyonu artırabilir. Uzun süreli maruziyet işitme kaybına da yol açarsa, beyin konuşmaları anlamak için daha fazla çaba harcamaya başlar.

Çözüm hayatı sessize almak değildir. Gürültülü işlerde kulak koruyucu kullanmak, kulaklık sesini azaltmak, gün içinde kısa sessiz molalar vermek ve işitme kaybını geciktirmeden değerlen-dirmek gerekir.

Depresyon beyin sağlığından ayrı düşünülemez

Depresyonyalnızca üzgün hissetmekten ibaret değildir. Uyku düzenini, dikkati, hareket etme isteğini, sosyal ilişkileri ve kişinin kendi sağlığına gösterdiği özeni etkiler. Bu nedenle ruh sağlığını beyin sağlığından ayırmak mümkün değildir.

İsteksizlik, çökkünlük veya hiçbir şeyden keyif alamama iki haftadan uzun sürüyorsa, psikoterapi, yaşam düzenlemeleri ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle tedavi edilebilir.

Hareket ve sosyal temas çok değerlidir, ancak klinik depresyonda profesyonel desteğin yerini tutmaz.

Uyku ilaçları bilinçsizce kullanılmamalı

Uyuyamayan bir insan için en kolay çözüm ilaç gibi görünebilir. Ancak bazı uyku ilaçlarının sık ve uzun süreli kullanımı özellikle ileri yaşlarda dikkat, hafıza, denge, düşme ve bağımlılık sorunlarıyla ilişkilidir. Üstelik ilaç bazen uykusuzluğun altında yatan kaygıyı, depresyonu, ağrıyı veya uyku apnesini görünmez hale getirebilir.

Fazla tuz ve kontrolsüz tansiyon, beyin damarlarını yıpratır

Tuzunbeyin üzerindeki en önemli etkisi çoğunlukla tansiyon üzerinden olur. Kontrolsüz yüksek tansiyon, yıllar boyunca belirti vermeden beynin küçük damarlarında hasara yol açabilir. Sonuç yalnızca inme riski değildir; dikkat, işlemleme hızı ve hafıza da zaman içinde etkilenir.

Tuzu azalmak ve evde düzenli tansiyon ölçmek bu nedenle çok önemlidir. Birkaç gün boyunca sabah ve akşam yapılan ölçümleri not etmek, tek bir ölçümden daha anlamlı bilgi verebilir. İlaç kullanan kişilerin kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi bırakmaları ise beynin sessiz damar hasarına davetiye çıkarabilir.

yok

Author: Can Çelik